Social Icons

Pages

Çocuk Sağlık Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk Sağlık Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2012 Pazartesi

Çocuklarda İştahsızlık

Çocuklarda İştahsızlık
cocuklarda istahsizlik
Yemeği reddetme ya da seçici davranma özellikle 2 yaş civarında sık rastlanan olumsuz bir yeme davranışıdır.
Çoğu durumda çocuk iyi besleniyordur. Ancak ailenin beklentisi doğrultusunda yemiyordur. İştahsızlık, çocuğun besini almak istememesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Anemi, bağırsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına neden olabilir.
Okul öncesi çocuklarda yeme sorunları büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Çünkü beslenme bu dönemde, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Bazı çocuklar dikkat çekmek için beslenmeyi reddedebilirler. Bu durumda yemekten önce çocuğun hoşlanacağı bir şeyler yapmak, örneğin oyun oynamak yararlı olabilir. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne – babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Aile ve çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışının devam etmesi, bazen anksiyeteye kadar varan sorunlara neden olur.
Öncelikle çocuğun beslenme durumu değerlendirilmelidir. Bunun için besin tüketimi için aileden 3 günlük ayrıntılı beslenme anemnezi alınır ve günlük tüketilen enerji, protein ve diğer besin öğeleri miktarları hesaplanır.
Çocuklar genellikle içmeyi, yemeğe tercih ederler ve böylece kolayca doygunluk hissi duyarlar. Bu çocukların ailelerine, yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında çocukların sıvı alımını kısıtlamaları önerilir.
Çocuk biberon kullanıyorsa, biberon bardakta değiştirilmeye çalışılır. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır. Günlük süt miktarı 2 su bardağı ile sınırlıdır.
Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte besinler sunulur.
Yemek porsiyonları annenin kendi ölçüsüne göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanır.
Yemek için yeterli zaman verilir. Ancak yarım saatten fazla uzamasına da izin verilmez.
Bir öğünde verilen besin reddedildiyse, tamamen farklı bir besin denenir. Onun da reddedilmesi halinde, bir sonraki öğüne kadar herhangi bir besin verilmeden beklenir.
Ara öğünlerin, küçük porsiyonlar şeklinde olmasına dikkat edilir. Aksi halde bir sonraki ana öğünün yenmesi engellenir.
Herhangi bir nedenle ( özel durumlar dışında) ödül olarak şeker ve tatlı türünden besinlerin verilmemesine özen gösterilir.
Yiyecekler çocukların kolay yiyebileceği türden hazırlanır. Örneğin, küçük dilimlenmiş havuç, salatalık, küçük şekillenmiş köfte, sigara böreği, karikatürize edilmiş kurabiye, kek vb. besinler çocuklar tarafından kolay tüketilir.
Çocuklar anlatılanı değil, gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle anne – baba ve çocuğun bakımından sorumlu diğer kişilerin olumlu yeme davranışı içinde olmaları gerekir.
Grup halinde, yaşıtlarıyla yemek yemek yada arkadaşlarının evinde, restoranda, piknikte yemek, çocuklarda, özellikle seçici çocuklarda olumlu yeme davranışının gelişmesine yardımcı olur.
Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme okul öncesi dönemde görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum, çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Bu nedenle ailelere, çocuğu yemek konusunda zorlamanın doğru olmadığı, bunun sorunu kötüleştireceği, ancak reddedilen besinin bir süre sonra tekrar denenmesi gerektiği belirtilir.
Yemek saatlerinin, çocuğun gününün hoş bir bölümü olmasına özen gösterir.
Öğünlerin düzenli olarak, günün belirli saatlerinde yapılmasına dikkat edilir.





Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

Çocuklarda Demir Eksikliği ve Beslenme

Çocuklarda Demir Eksikliği ve Beslenme
çocuklarda demir eksikligi
Demir eksikliği anemisi, genellikle beslenme yetersizliğine bağlı gelişir.
Bebeklik döneminde ek besinlerin geç başlanması, uygunsuz besin seçimi, demir emilimini engelleyen besinlerin örneğin çayın, fitattan zengin tahılların (köy unundan yapılmış yufka ekmeğin) beslenmede yer alması, inek sütünün erken başlanması ve fazla tüketilmesi (600 ml ve üstünde ) aneminin bu yaş grubunda beslenmeye ilişkin nedenleridir.
Demir eksikliği anemisinden korunabilmek için:
· Ek besinlere zamanında başlamak,
· Uygun besinleri seçmek,
· Besinlerde çeşitliliğe yer vermek,
· Süt ve yoğurt miktarını 500 ml, en fazla 600 ml ile sınırlamak,
· Şekerlemeler, bisküvi, cips gibi besinler ile çay ve hazır meyve sularının tüketimini sınırlamak,
· Demirin iyi kaynağı olan besinlerin (karaciğer, et, balık) sık tüketmek, haftada 3 – 4 defa yer vermek
· Yumurta sarısı, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuru yemişler, kuru meyveler, pekmez, susam gibi demirden orta derecede zengin olan besinlerin belirli sıklıkta diyette yer almasına özen göstermek,
· Demirin emilimini arttırmak amacıyla, özellikle yemeklerle birlikte domates, mandalina, portakal türünden bir C vitamini kaynağı tüketmek gerekir.
Dyt.Özlem Sert Aydin
www.ozlemsert.com

12 Şubat 2012 Pazar

Çocuklarda kilo kontrolü

Çocuklarda kilo kontrolü
cocuklarda kilo kontrolu
Çocuğunuzun kilosunu aşırı mı buluyorsunuz? Birkaç küçük değişiklikle bunu tam tersine çevirebilirsiniz.

 
Çocuklarda obezite oranı hızla artmaktadır. Bununla beraber de birçok çocukta kolesterol yüksekliği, tip-2 diyabet, uyku, deri ve solunum problemleri görülmektedir. Maalesef çocukların hızlı ve kolay şekilde kilo vermeleri de mümkün değildir. Bu süreç bütün aileyi de etkileyecek, hayat tarzlarını ve yeme alışkanlıklarında değişiklikle mümkün olacaktır. Ve bu mümkündür, ama nasıl?

Çocuğunuza gerçekçi hedefler koyun

Çocuklar sürekli büyüme ve gelişmekte oldukları için büyümelerini negatif etkilemeyecek şekilde kilo vermelidirler. Eğer çocuğunuz kilo almadan boyu uzuyorsa ileride de sağlıklı bir şekilde kilosunu da koruyacaktır.

Egzersiz yaptırın

Herhangi bir sportif aktiviteye yazdırın, yüzme, basketbol, tenis.. ya da en azından günde en az yarım saat yürüyüş yapmasını sağlayın. Böylelikle hem boyu uzayacak hem kalori harcayacak hem de kilo vermesi gerçekleşecektir.

Sağlıklı ve besleyici yiyecekler yemesini sağlayın

Çocuğunuzun 3 ana, 3-4 ara öğün yemesini sağlayın. Böylece uzun süre açlık hissetmeyeceği için öğünlerde de fazla yemeyecektir. Çocuklarınıza daha fazla sebze, meyve, tam tahıl ürünleri yemelerini, daha fazla su içmelerini sağlayın. 1 portakal, portakal suyundan daha az kaloriye sahip değildir fakat içerisindeki lif sayesinde çocuğunuz kendini daha tok hissedecektir. Yemeklerde de düşük yağlı süt, yoğurt, peynir tüketmelerini sağlayın. Böylelikle alacakları kaloriyi azaltmış olacaksınız.
 
Ailenin beslenme alışkanlığını değiştirin

Çocuğunuza aç olduğu zaman yemek yemesini önerin, bunu bir aktivite olarak yapmasın. Yemeğinizi mutfakta veya salonda yiyin ama televizyon gibi dikkati dağıtacak etkenler olmasın. Eğer çocuğunuz televizyon karşısında yemek yiyorsa ne kadar yemek yediğinin farkında olmayacağı için tehlikeli olabilir. Eğer siz evde sürekli atıştırıyorsanız, sebze yemeği veya salata tüketmiyorsanız, yemek sonrasında tatlı veya hamurlu yiyecekler tüketme alışkanlığınız varsa, günde maksimum 2-3 bardak su içiyorsanız bilin ki çocuğunuzda sizi taklit edecektir. Öncelikle siz sağlıklı beslenin ki çocuğunuz da sağlıklı beslenme bilincini edinsin.

Davranış değişikliği uygulayın

Beslenmeyle ve fiziksel aktivitelerle ideal bir kiloya ulaşmak için çocuğunuzun gözlemlediğiniz kadarıyla yediklerini kaydedin, mutfağınızda yüksek kalori içeren birçok yiyeceği kaldırın, öğün zamanlarında TV izlemek, televizyonun açık olduğu her an yemek yeme isteği doğurabileceğinden riskli diğer bir durumdur. Hedef olarak koyduğunuz egzersiz süresine ulaştıktan sonra ödüllendirin. Aile, haftalık aktivite düzenleme ve bir hedefe ulaşma konusunda bir grup olarak hareket edebilir.

Gelişimini kontrol ettirin

Çocuğunuzu en fazla iki haftada bir kilo ve boy kontrolü, hatta gerekirse 2 -3 ayda bir kan bulgularının kontrolü için doktoru ve diyetisyenine danışın. Her gün tartım işlemi yapmayın bu durum çocuğunuzu strese sokabilir.

Destekleyici olun

Çocuğunuza yardımcı olmak için ailenin beslenme alışkanlığını değiştirmesi önemlidir. Evinize abur cubur almayın, yağlı yiyeceklerden uzak durun. Unutmayın çocuğunuz sizden ne görürse aynısını yapacaktır.

Dyt. Özlem Sert Aydın

http://www.ozlemsert.com

Çocuk ve Adolesan Beslenmesi

Çocuk ve Adolesan Beslenmesi
cocuk ve adolesan beslenmesi
Sağlıklı bir yaşamı koruyacak ve geliştirecek en önemli etkenlerden birisi dengeli ve yeterli beslenmedir. Günümüzde hızla artan kronik hastalıkların kökeninde çocukluk ve adolesan çağda sağlıksız beslenme ile oluşan şişmanlık yer almaktadır.
Çocuk ve adolesanlardaki şişmanlığın temelinde öncelikle beslenme, kalıtım, hormonal durum, yaşam tarzı(hareketsizlik), psikolojik etmenler yer almaktadır. Son 30 yıldır çocukların yeme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları değişmiştir. Yağlı ve kalorili yiyeceklerin kolaylıkla bulunabilmesi, hareketsizliğin artması en önemli nedenler. Medya, çocukların besin değeri olmayan bu tür yiyeceklerin tüketilmesinde de en büyük etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalara göre okul çağı çocukların %84’ten fazlası yüksek miktarda yağ tüketmektedir. %51’den daha azı günde 1 meyve, %29’u sebze, %56-85’i ise asitli içecek tüketiyorlar. 
Büyüme hormonundaki yetersizlik endojenik obeziteye neden olmaktadır. Genetik veya hormonal sendromu olan çocuklar genelde kısa boylu, idiopatik obezitesi olanlar ise uzun boylu olurlar. Hipotroidizm obez çocuklarda genellikle görülen bir rahatsızlıktır. Hipotroidizm beraberinde konstipasyon, üsüme, deri kurulugu, kızlarda adet düzensizliği gibi problemleri beraberinde getirecektir. Hiperkortizolizm ise bir diğer obezite nedenidir. Çocuklarda büyüme geriligi, kilo alımı ile etkisi bulunmaktadır. Çocuklarda obezite ile birlikte trigliserit seviyesi yükselir, HDL düşer, kan basıncı yükselir, akne ve deri problemleri gözlenir, fazla kilo tasıdıkları için ortopedik problemler yasanır.Genetik biliminde yapılan çalışmalara göre şişman anne ve babaların da şişman veya şişman olmaya meyilli çocukları olmaktadır.
Hareketsiz yaşam süren, boş zamanlarını bilgisayar veya televizyon başında geçiren, spor ve egzersize yer vermeyen çocuklarda da şişmanlık yüksek oranda görülmektedir. Bunun yanında televizyon karşısında atıştırılan yüksek kalorili yiyeceklerde bu orana ivme katmaktadır. Her yaşta daha kolay ve kalıcı zayıflama, uygulanan diyetin yanı sıra eğer ciddi bir rahatsızlığı yok ise fiziksel aktivite ile hızlandırabilir. Çocuklarda özellikle yüzme, basketbol, voleybol, tenis gibi sporların bilinçli bir şekilde yapılması ve bunu bir alışkanlık olarak edinmeleri hem fiziksel hem de ruhsal gelişimlerini olumlu şekilde etkileyecektir.
Çocuklar yapısal olarak yetişkinlere göre daha duygusal yapıda olduklarından  ailelerinde ve çevrelerindeki olumsuz her türlü etmen onları etkilemektedir. İçe dönüklük, iletişim eksikliği, arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde veya derslerinde başarısızlık, asi davranışlar şişman çocuklarda gözlenen genel davranışlardır.
Obeziteden korunma
*Çocuğunuzun istahını gözleyin, tabaktakilerin hepsini veya bardagı tüketmek zorunda degildir.
*Tatlı ve abur cuburdan uzak tutun.
*Yüksek kalorili yiyecekleri evinizden uzak tutun.
*Yarım yağlı veya yağsız süt vermeye çalışın(2 yaştan itibaren)
*Yiyeceği ödül veya ceza olarak kullanmayın.
*Yemeğin bitiminde şeker veya tatlı sözü vermeyin.
*Televizyon seyretme süresini kısıtlayın.
*Çeşitli aktivitelere katılmasını sağlayın.
*Ailecek katılabileceğiniz sporlara katılın.
* Çocugunuzu,düzenli ögün yemeye alistirin.
*Su içme aliskanligi kazandirin,hazir meyve sulari ya da kolali içecekler gibi mesrubatlardan uzak tutun.
*Ögünler disinda abur-cubur olarak adlandirilan yagli,sekerli ve fastfood tarzi gidalarin tüketimi önleyin ve çocukğu bunlari tüketmeye alistirmayın.
*Patates kızartması ya da gazozlu içecekler gibi yiyecekleri sofradan uzak tutun
*Ara ögünlerinde süt+meyve, ya da ekmek+peynir+domates gibi saglikli gidalardan olusan ögünler oluşturun.
*Hamburger yerine yagsiz tost veya peynirli sandiviç i tüketmesini sağlayın.
*Yavas yavas degisik besinler tattirin ve saglikli-sagliksiz gida ayirimi ögretin.
*Tüm sebzeleri hafta boyunca değişimli olarak yedirin. Sevmediği sebzeyi ise makarna, pilav eşliğinde veya çorba içinde yedirin.
*Sabahlari kahvaltı yapmak ıstemıyorsa evden cikmadan hic degilse 1 bardak sut + 1 elma dan olusan bir kahvalti yapmasını saglayın.
*Çocuğunuz sağlıklı ise, kilo ve boy açısından normal bir gelişme içindeyse az ya da çok yemesi konusunda endişelenmeyin.

Çocuk ve Adolesanlarda şişmanlık ile beraber oluşabilecek sağlık sorunları
*Kronik hastalıkların (kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet..) çocukluk yaşlarında oluşmasına neden olur.
*Besin öğelerinin yetersiz alımı ile beraber bağışıklık sistemi negatif etkilenir.
 *Ortopedik sorunlar açığa çıkabilir.
 *Erkeklerde meme bölgesinde yağ toplanması (jinekomasti) görülebilir.
 *Kızlarda regl düzensizlikleri, hormonal bozukluklar oluşabilir.
 *Karın ve kalça bölümünde deri çatlamaları gözlenir.
 *Deri enfeksiyonları, soluk alıp vermede güçlük, hırıltılı bir nefes görülebilir.
Dyt. Özlem Sert Aydın

http://www.ozlemsert.com

Bebeklerin İlk Altı Ay Beslenmesi

Bebeklerin İlk Altı Ay Beslenmesi
bebeklerde alti ay.5 yaş altındaki çocukların yüzde 25’inde beslenme eksikliği ve yüzde 15’inde de bebek ölümleri görülmektedir. İlk 6 ayda yapılan anne sütü ile beslenme bu ölümleri önemli bir oranda engellemektedir.
Hastalıkları önlemesi, maliyetinin düşük olması ve atık bırakmaması nedeni ile anne sütü bebekler için en yararlı, ekonomik bir beslenme yöntemidir. Her zaman, temiz ve mikropsuzdur, kolaylıkla sindirilir, ishal, karın ağrısı, kabızlık daha az görülür, bağışıklık sistemini güçlendirir, kas ve kemik gelişimini artırır, bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur, anne sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır ve en önemlisi bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
Anne sütü zamanında doğan her bebeğin normal gelişmesini sağlayan ilk 6 ay tek başına yeterli olan mucizevi bir besindir.Doğumdan hemen sonra ilk beş günde salgılanan koyu sarı renkteki süte kolostrum adı verilir.Kolostrumda bulunan enfeksiyon önleyici etmenler bebekleri enfeksiyondan ve alerjiden korumaktadır, olgun sütten daha fazla protein , barsağın olgunlaşmasını sağlayan büyüme faktörleri içerir, A,D,K,B12 vitaminlerinden ve Sodyum ve Çinko dan zengindir.Doğar doğmaz anne sütü alan bebeklerin gastrointestinal sistemleri hastalık yapan mikroorganizmalara karşı korunmuş duruma gelir. Bebeği dehidratasyona ve hipoglisemiye karşı korur. Kolostrum 5. günden sonra geçiş sütü halini alır ve 3. haftadan itibaren olgun süt özelliğini taşır. Olgun sütteki protein oranı bileşim açısından bebek için en ideal yapıya sahiptir.İnek sütünde eksik olan çoğu protein anne sütünde mevcut ve sindirimi kolay olan proteinlerdir ve büyümeyi düzenleyici etmenleri inek sütünden 30-40 kat daha zengindir. Yağ bileşimi de sindirimi kolay olan doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır. Beyin ve sinir dokusunun gelişimi için esansiyel yağ asitleri içerir ve inek sütünden 8 kat daha fazladır.
 Anne sütünün üretiminin başlaması gebelik sırasında gerçekleşir ve doğum ile artar. Süt yapımı bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi ile artar. Kadınların %99’u iki bebeği emzirebilecek kapasitede süt salgılar, doğumdan hemen sonra emzirilmeye başlanması devamı için önemlidir. Süt göğüslerde alveol adındaki süt bezlerinde yapılır ve kanallar yolu ile süt havuzlarında birikir. Bebek emdikte boşalma refleksi ile meme ucuna erişir.
Genel olarak anne sütü ilk 6 ay için ideal bir besin kaynağıdır ve bu süre içerisinde su dahil hiçbir ek besin verilmemelidir. Fakat 6 aydan sonraki bebekler yalnızca anne sütüyle büyümelerini sürdüremezler ek gıdalara başlanması gerekir.
Eğer bebek anne sütü almıyorsa 4. ayda yumurta sarısı başlanır. Katı pişirilmiş yumurtanın sarısının önce 1/8'i sütle ezilerek verilir. Miktar yavaş yavaş artırılır.
5. ayda, 4. ayda verilen ek besinlere ilave sebze çorbasına başlanır. Mevsimine göre, patates, havuç, kabak veya ıspanak bebeğe verilebilir. Bir süre sonra bu çorbaya bir tatlı kaşığı bulgur veya pirinç eklenerek pişirilebilir.
Ayrıca 5. ayda ; acısız tarhana çorbası, pirinçli ve yoğurtlu çorbalar bebeğe verilebilir. Bir çorba kaşığı ile başlanıp yavaş yavaş miktarı artırılır. 5. ayda , meyve suyu yerine meyve püresi de tercih edilebilir.
6.ayda, 4 ve 5. aylarda verilen besinlerin yanı sıra tüm aile için acısız pişirilen mercimek çorbası bebeğe verilebilir veya bir çorba kaşığı mercimek sebze çorbasına katılarak pişirilebilir. Küçük bir miktar kıyma, çorbalara eklenir.
Bebekler 6 aylık iken ağızları yarı katı gıdaları kabul etmeye uygun hale gelir. Dişler belirginleşir ve dil artık katı gıdaları dışarı atma refleksini kaybeder. Mide ve barsak sistemleri nişastayı daha iyi hazmetmeye başlar.
Dyt.Özlem Sert Aydın

http://www.ozlemsert.com

Çocuklarda Gıda Alerjileri

Çocuklarda Gıda Alerjileri
cocuklarda alerji onemli
Gıda allerjileri genellikle çocukluk çağında görülmeye başlanan bir rahatsızlıktır, burunda tıkanıklık, deri döküntüleri, bulantı, kusma, karın ağrısı, kızarıklık, ishal, nefes darlığı, öksürük, genel halsizliğe neden olabilir. Besinin alınmasından sonra 1–2 saat içinde vücut çocuğun besini ne kadar tükettiğine ve alerji seviyesine bağlı olarak hafif veya şiddetli olarak reaksiyon gösterebilir.
Görülme sıklığı çocuklarda %2, erişkinlerde %1,5–2 arasındadır. Anne ya da babadan birinin yada ikisinin de alerjik vücut yapısına sahip olması çocukta alerji gelişme riskini artırmaktadır. Gıda alerjilerinin bir kısmı yaşla kaybolurken, bazen yaşam boyu beslenmelerine dikkat etmeleri gerekebilir.
Alerjiye en sık neden olan besinler; süt, yumurta, yer fıstığı, mısır, soya, muz, çilek, buğday, fındık, ceviz, balık ve kabuklu deniz ürünleridir.
Alerjiyi tanımlamak özellikle çocuklarda kolay olmamaktadır, deri testleri veya eliminasyon diyeti yani alerjiye neden olabileceği düşünülen yiyeceklerin diyetten çıkarılması ve zamanla tekrar diyetlerine eklenerek vücudun tepki verip vermediğinin kontrol edilmesi gerekebilir. Böylelikle çocuğun hangi besine karşı alerjisi olduğu tespit edilir.
Alerjiyi ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi yoktur fakat alerjik hastaların bir kısmı özellikle süt ve yumurta alerjisinde 3 yaşından sonra alerji yapan gıdaları tüketebilir hale gelebilmektedirler. Gıda alerjisinin tedavisinde amaç etken besinin diyetten uzaklaştırılmasıdır. Bu durum çocuklarda bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin görülmesini tetikleyebilir.
Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamakta ileride oluşabilecek gıda alerjilerinden korumasında bir yoldur. Eğer çocuğunuzu emziremiyorsanız soya içeren mamalar kullanmamanız riski azaltacaktır. 6. aydan sonra ise pirinçli veya yulaflı mamalarla başlayıp, sonrasında buğdaylılardan destek alabilirsiniz. Daha sonrasında sebzeler ve narenciye dışındaki meyve ve meyve suları diyetlerine eklenmelidir. Et ve protein kaynaklı yiyecekler ise 8. aydan itibaren verilmelidir. 1 yaş sonrasında yumurta, balık, buğday verilmelidir.
Çocuklar genellikle inek sütüne karşı alerjik reaksiyon gösterirler. Eğer çocuğunuzun inek sütüne karşı alerjisi varsa diyetinden peynir, yoğurt, tereyağı, dondurmayı çıkarmanız gerekecektir. Bu durumda çocuğunuzun kalsiyum gereksinimini doktor kontrolünde tamamlayıcılardan sağlamanız yararlı olacaktır.
Eğer çocuğunuz belirli yiyecekleri tükettikten sonra belirli semptomlar oluşuyorsa o yiyecekleri diyetinden kaldırın. Hangi yiyeceğin alerji yaptığını tespit etmek için birkaç haftalık günlük tutabilirsiniz. Çocuğunuzun sabahtan akşama kadar neler tükettiğini yazın ve anı anına gösterdiği belirtileri de kaydedin. Unutulmaması gereken çocuğunuzun bir yiyeceğe karşı alerjisi varsa vücut hemen tepki vermeyebilir. Bağışıklık sistemlerinin bir reaksiyon göstermesi haftalar hatta aylarda sürebilir. Yani çocuğunuzun alerjisi olup ta vücutta reaksiyon vermeyen durumlar söz konusudur. Bu nedenle en sağlıklı yöntem alerji testleridir.


Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

11 Şubat 2012 Cumartesi

Çocuklarda Vitamin-Mineral Kullanımı

Çocuklarda Vitamin-Mineral Kullanımı
cocuklarda vitamin mineral eksikligi
Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Latince hayat anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler, vücutta metabolik olayların normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlıklı durumun sürdürülmesi için gerekli olan ve besinler içinde ufak miktarlarda alınan maddelerdir. Vitaminler iki grupta toplanır.Suda gözünen vitaminler: C ve B grubu vitaminleri (B1, B6 gibi) Yağda çözünen vitaminler: A, D, E, K vitaminleri
Özellikle sonbaharda ve kışın enfeksiyonlardan korunmada , vücut direncini arttırmada vitaminden zengin besinler tüketilmesi gereklidir.Yiyeceklerde saklama, yıkama, pişirme sürecinde de vitamin değerlerinde önemli bir kısmı kaybolmaktadır. Eğer yeterli miktarda vitaminleri doğal yoldan alamıyorsak supleman olarak kullanmalıyız. Özellikle kış aylarında yeteri miktarda güneş ışınlarından yararlanamadığımızdan çocuk ve yaşlıların D vitamini gereksinimi de artmaktadır.Çocuklar bulundukları ortamlarda virüs ve bakterilerin saldırısına maruz kalır. Okulda veya dışarıda hatta evlerinde tükettikleri besinler bu mikropların doğal yaşam ortamları olabilir. Çocukların bağışıklık sistemi iyi çalıştığında mikroplara karşı daha dirençli olup, hastalıklara yakalanma riskleri de azaltmaktadır. Yetersiz ve dengesiz beslenme, mevsim değişiklikleri, kronik hastalıklar bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına yol açmaktadır. Örneğin aşırı hijyenik ortamlarda bulunma bağışıklık sisteminin gelişimini engeller ve allerji potansiyelini arttırır.
Çocuklarda 1-3 yaş arasında bağışıklık sistemlerinin düşmesi daha sık rastlanır ve eğer bu durumun farkına varılırsa bir takım destekler ile daha rahat geçirilebilir.Bağışıklık sistemini dengede tutmak önemlidir. Bağışıklık sistemini dengede tutmak için ilk önce C ve E vitamini betakarotenin vücut tarafından alınması çok önemlidir. Bunun dışında taze meyve ve sebze yemeyi ihmal etmemek gerekir. Beslenme düzensizliği günümüzde başka hastalıkları da tetikleyen en önemli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle geri kalmış ülkelerde görülen protein-kalori yetersizlikleri ve vitamin eksiklikleri (özellikle A, C ve E vitaminleri) görülmekte, 1-5 yaş arası çocuk ölümlerinin birincil nedeni olmaktadır.
B1 sebzelerde, tahıllarda, baklagillerde, meyvelerde bulunur. Büyüme döneminde sinir sisteminin gelişimi ve hızlı metabolizma için B1 vitaminine ihtiyaç vardır. Eksikliğinde kusma, iştahsızlık, huzursuzluk, nefes almada zorluk, kalp çarpıntısı, morarma, kalp yetmezliği, merkezi sinir sistemi bozuklukları, kalp yetmezliği, ses kaybı, beriberi hastalığı görülebilir.
B2 sakatatta, süt ve peynirde ve bazı yeşil sebzelerde bulunur. Eksikliği görme bozukluklarına, dudak kenarlarında çatlaklada, der ve mukoza hastalıklarına yol açar.
B6 eksikliğinde dilde şişme, göz, ağız ve burun çevresinde yağlanma görülür. Tahıllar, yumurta, et ve ciğer yoğun olarak B6 içerir.
B12 eksikliği sinir hücrelerini kaplayan beyaz bir madde olan miyelinin kaybına neden olarak sinir sistemini zedeleyen ve anemiye yol açar. Et, balık, deniz ürünleri ve yumurtada bulunan bu vitamini süt ve süt ürünleri de az miktarda içerir.
C vitamini turunçgiller, brokoli, domates, bibire, karnıbahar ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunur, dokular için kolejen üretimini sağlar.
A vitamini en çok balık ciğerinde, yumurtada, tereyağında ve sarı renkli meyvalarda bulunur. Kilo alamama, boyun uzamaması, gözün parlaklığını yitirerek aşırı kuruması, gözyaşının yetersiz salgılanması, kuru ve pullanmış deri, halk arasında tavuk karası diye adlandırılan gece körlüğü görülür.
D vitamini hem beslenme hem de güneş ışığı yoluyla alınır. Balık ciğerinde, az olarak peynir, süt, tereyağı ve yumurta sarısında bulunur. Eksikliği çocuklarda raşitizme neden olur. Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi, kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü ,kafatasında yumuşama, büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü , dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları görülmektedir.
E vitamini antioksidan etkiye sahiptir ve metabolik hızın arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır. Eksikliğinde anemi, ödemler görülebilir.
K vitamini kanda pıhtılaşma için gerekli olan yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Nomalde barsaklardaki bakteriler tarafından yapılır. Pıhtılaşma faktörlerinin sentezi için gereklidir. Eksikliğinde dişeti kanamaları görülebilir.
Çocuklar için önerilen günlük vitamin alım miktarları (RDA)

AEKCDB1B2B6B12

(mcg RE)(mg) (mcg)(mg) (mcg)(mg)(mg)(mg) (mcg)
1-3 YAŞ4006154050,50,50,50,9
4-8 YAŞ5007204550,60,60,61,2
Dyt. Özlem Sert Aydın http://www.ozlemsert.com

Çocuklarda Kahvaltının Önemi

Çocuklarda Kahvaltının Önemi
.Besleyici ama dikkatli tüketilmesi gereken mucizevi besin; BAL
kis yemekleriZengin ve özel bir besin kaynağı olan bal bebek ve çocuk beslenmesinde çok önemlidir. Sindiriminin kolay olması , içeriğindeki yararlı maddeler sayesinde iştah aç ıcı, sakinleştirici ve daha birçok faydası bulunmaktadır ama dikkatli tüketilmesi şartıyla.

Bal içerisinde C. Botulinum adı verilen bir bakteri bulunabilmektedir. Yetişkinler için tehlikeli olmayan ama 1 yaşına girmemiş bebeklerde bağışıklık sistemi gelişmediğinden Brulizm hastalığına, alerji, astım hatta solunum ve sinir felcine dahi yol açabilmektedir. Hastalık kabızlıkla başlar, yeme sorunları, yemeği yutamama, ses kısıklığı, hareketlerde yavaşlıkla kendisini gösterir. Doğal ve besleyici bir besin olmasına rağmen içeriğindeki toksik ve alerjen maddeler nedeniyle ileriki yaşlarda bu besine karşı alerji ve astım gibi hastalıklara zemin hazırlayabilmesi mümkündür. 1 yaş oncesinde yedirilmemesi, bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerekir. Yapılan bazı araştırmalar ani bebek ölümlerinin nedenleri arasında balı göstermektedir.
Hamilelik ve emziklilik döneminde annenin bal tüketmesinde herhangi bir sakınca yoktur, hatta faydası bulunmaktadır. Ama annelerin çok sık yaptıkları bir yanlış vardır ki oda bebeğin rahat meme emmesi için meme başına bal sürülmesi, ağlamasının kesilmesi veya rahat uyuması için emziğinin bala batırılarak bebeğe verilmesidir. Annelerimizden, anneannelerimizden gördüğümüz bu gelenek malesef ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Vitamin ve mineraller sayesinde besleyici ve birçok hastalıklara karşı koruyucu hatta tedavi edici özellik gösteren balda B1, B2, B3, B5 ve C vitaminleri ve kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, potasyum, fosfor gibi mineraller bulunmaktadır. İçerdiği maddeler sayesinde antimikrobiyal özelliğe de sahiptir. 1 yaşa kadar tüketilmesi önerilmeyen ama çocukların sağlıklı gelişimleri için tüketmeleri gereken bal, çocuklarda sıklıkla görülen demir eksikliğine, kemik hastalığı olan raşitizme ve barsak tembelliği, kusma, öksürük, bronşit , difteri, boğmacada tedavi edici olduğu bilinmektedir.

Beslenmede çok önemli yeri olan balın çocuğunuzun ileriki yaşantısında mahrum kalmaması için bir beslenme uzmanına danışarak ve belli bir yaştan sonra azar azar verin .
Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile besleyin.
İlk 1 yaşa kadar allerjik ve toksik etkisi bulunabileceği için bal yedirmeyin.
Biberonu içerisine veya emziğine tatlandırmak için bal ilave etmeyin.
Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

Çocuk Beslenmesinde Bal

Çocuk Beslenmesinde Bal
.Besleyici ama dikkatli tüketilmesi gereken mucizevi besin; BAL
cocuk beslenmesinde bal onemliZenginve özel bir besin kaynağı olan bal bebek ve çocuk beslenmesinde çok önemlidir. Sindiriminin kolay olması , içeriğindeki yararlı maddeler sayesinde iştah aç ıcı, sakinleştirici ve daha birçok faydası bulunmaktadır ama dikkatli tüketilmesi şartıyla.

Bal içerisinde C. Botulinum adı verilen bir bakteri bulunabilmektedir. Yetişkinler için tehlikeli olmayan ama 1 yaşına girmemiş bebeklerde bağışıklık sistemi gelişmediğinden Brulizm hastalığına, alerji, astım hatta solunum ve sinir felcine dahi yol açabilmektedir. Hastalık kabızlıkla başlar, yeme sorunları, yemeği yutamama, ses kısıklığı, hareketlerde yavaşlıkla kendisini gösterir. Doğal ve besleyici bir besin olmasına rağmen içeriğindeki toksik ve alerjen maddeler nedeniyle ileriki yaşlarda bu besine karşı alerji ve astım gibi hastalıklara zemin hazırlayabilmesi mümkündür. 1 yaş oncesinde yedirilmemesi, bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerekir. Yapılan bazı araştırmalar ani bebek ölümlerinin nedenleri arasında balı göstermektedir.
Hamilelik ve emziklilik döneminde annenin bal tüketmesinde herhangi bir sakınca yoktur, hatta faydası bulunmaktadır. Ama annelerin çok sık yaptıkları bir yanlış vardır ki oda bebeğin rahat meme emmesi için meme başına bal sürülmesi, ağlamasının kesilmesi veya rahat uyuması için emziğinin bala batırılarak bebeğe verilmesidir. Annelerimizden, anneannelerimizden gördüğümüz bu gelenek malesef ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Vitamin ve mineraller sayesinde besleyici ve birçok hastalıklara karşı koruyucu hatta tedavi edici özellik gösteren balda B1, B2, B3, B5 ve C vitaminleri ve kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, potasyum, fosfor gibi mineraller bulunmaktadır. İçerdiği maddeler sayesinde antimikrobiyal özelliğe de sahiptir. 1 yaşa kadar tüketilmesi önerilmeyen ama çocukların sağlıklı gelişimleri için tüketmeleri gereken bal, çocuklarda sıklıkla görülen demir eksikliğine, kemik hastalığı olan raşitizme ve barsak tembelliği, kusma, öksürük, bronşit , difteri, boğmacada tedavi edici olduğu bilinmektedir.

Beslenmede çok önemli yeri olan balın çocuğunuzun ileriki yaşantısında mahrum kalmaması için bir beslenme uzmanına danışarak ve belli bir yaştan sonra azar azar verin .
Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile besleyin.
İlk 1 yaşa kadar allerjik ve toksik etkisi bulunabileceği için bal yedirmeyin.
Biberonu içerisine veya emziğine tatlandırmak için bal ilave etmeyin.
Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

10 Şubat 2012 Cuma

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği - Raşitizm

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği - Raşitizm
rasitizm d vitamini eksikligiRaşitizm, D vitamini yetersizliğine bağlı olarak kemiklerde kalsiyum ve fosfor depolanmasındaki problemle açığa çıkan şekil bozukluğudur. Genellikle yenidoğan ve 2 yaş arası çocuklarda görülür.D vitamini bazı besinlerle birlikte ve güneş ışığı sayesinde alınır ve temelde kemik dokusunun gelişimini, kalsiyum emilimini sağlar. Çocuğun yeteri kadar D vitamini alamaması, D vitamininin vücut tarafından depo edilememesi, vücudun yeteri kadar güneş ışığı alamaması, annenin gebelik döneminde yetersiz beslenmesi ve güneşe çıkmaması, barsaklardan emilim bozukluğu, böbrek yetersizliği, bazı ilaçların kullanımı hastalığa neden olabilir.
Bebekte huzursuzluk, kafa kemiğinde yumuşama, alında çıkıntı oluşumu, baş terlemesi, kaburgada yuvarlak çıkıntılar, göğüste deformasyon, el ve ayak bileğinde genişlik, geç oturma, geç yürüme, bacaklarda eğrilik, diş çıkarmada gecikme.. raşitizmin belirtilerindendir. Teşhis için kemik ölçümü ve kan tahlili yapılması gereklidir.
 
Yağlı balıklar, peynir, tereyağı, süt ve yumurtada D vitamini bulunmaktadır. Anne sütündeki D vitamini ise çok düşük seviyededir, bu nedenle doğumdan sonraki ilk haftalarda bebeğe D vitamini takviyesi yapılmalıdır. Annenin de hamilelik süresince güneşe çıkması fetüs için yararlı olacaktır çünki bebeğin D vitamini gereksinimi annenin D vitamini durumuna bağlıdır yani daha anne karnında iken bebekte vitamin yetersizliği başlayabilir.
 
Hastalığın önlenmesi için, hamilelik ve emziklilik döneminde annenin günde 10-30 dakika direkt güneş ışığı alması gerekir. çocuk hergün güneşe çıkarılmalıdır, sonbahar ve kış aylarında ek preparat ve hergün kalsiyumdan zengin besinler verilmelidir. Anne sütü ile beslenen bebekler doğumdan itibaren 1 yaş sonuna kadar ek 400 IU D vitamini almalıdır, formula mama ile beslenen bebeklerin supleman almasına gerek yoktur zaten mama içerisinde bebeğin ihtiyacı olan D vitamini yeteri kadar bulunmaktadır.
 
D vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğundan vücut fazlasını depo etmektedir bu nedenle gereğinden fazla D vitamini verilmesi durumunda zehirlenme görülebilir. Raşitizm tedavisi dışında bebeklerde diş çıkarma hatta iştah açma amaçlı da D vitamini kullanılmaktadır, sonucu tehlikeli olabilir. Tedavi doktor kontrolünde uygulanmalıdır.
Büyüme ve gelişmeyi hatta çocuğun ileriki yaşamını etkileyebilen Raşitizmin tedavisinden çok oluşumunu önlemek gerekir. Annenin hamilelik süresinde sağlıklı beslenmesi ve D vitaminini yeterli alması hastalıktan korunmada en etkin yoldur.


Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

Çocuğunuz Obez mi?

Çocuk beslenmesi toplumumuzda pek üzerinde durulmayan bir konudur. Oysa son yıllarda yapılan araştırmalara göre yetişkinlikte oluşan şişmanlığın temelinde çocuk ve adolesan şişmanlığın olduğu belirtilmektedir. Devlet İstatistik Enstitüsünün 1990 yılında yaptığı araştırmaya göre toplam nüfusun %23.2’sini 10-19 yaş grubu oluşturmaktadır yani her üç kişiden birini çocuk veya adolesan oluşturmaktadır ve bunlarında %25’ini şişman çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklukta özellikle buluğ çağında büyüme ve gelişme ile beraber vücudumuzdaki yağ hücreleri de sayıca ve ölçü olarak artmaktadır, yağ hücrelerinin artışında beslenmenin büyük etkisi bulunmaktadır ve bu hücre sayısı maalesef sabit kalmaktadır
Teşhis
Çocuğunuzun obez olduğu ya da olabileceği hakkında aşağıdakileri göz önünde bulundurarak fikir sahibi olabilirsiniz:
*Ailenin obezite geçmişi, anne ve/veya baba yüksek kilolu ise çocuğundan kilolu olma ihtimali yükselecektir.
*Kardiovasküler hastalıklar, yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı seviyesi, tip 2 diyabet gibi obeziteyle bağlantılı hastalıklarda ailenin diğer üyelerinin durumu çocuğuda etkilemektedir.
*Sigara vb alışkanlıklarda ailenin diğer üyelerinin durumu
*Çocukta obeziteyle bağlantılı sağlık problemlerinin belirtileri(karın ve kalça bölümünde deri çatlamaları, hormonal bozukluklar, soluk alıp vermede güçlük…)
*Kalple ilgili Risk Faktörleri; obez çocuklarda yapılan incelemeler onların,  obez olmayan çocuklara oranla; ortalamanın üstünde kan basıncı, kalp atış hızı ve kalp randımanına sahip olduklarını gösteriyor.
*Tip 2 Diyabet Risk Faktörleri; glikoza duyarlılık ve normalden yüksek insülin değerleri bu gruptaki risklerdendir.
*Ortopedik Sorunlar; bazı belirtiler alt uzuvların birleşme yerlerinde kilo yüklenmesi, eğik bacaklar..
*Deri rahatsızlıkları; pişik, intertrigo, monilial deri iltihabı.
*Psikolojik ve Psikiyatrik Konular; özgüven eksikliği, kişinin kendisi hakkındaki olumsuz düşünceleri, depresyon, arkadaş ortamından uzak durma obezitenin olumsuz etkilerinden birkaçıdır.
*Uzun süre televizyon izlemek gibi alışkanlıklar ve  düşük fiziksel aktiobez cocukvite; 8-16 yaş
arası çocukların neredeyse yarısı günde 3-5 saat televizyon izliyor. En çok televizyon izleyen çocuklar, obezitenin en çok görüldüğü grup oluyor.

*Uzun boy; obez çocuklar genellikle 50. persentilin üzerinde boya sahiptir.

*Sigaraya başlama; araştırmalara göre, gençler sigarayı bir kilo kontrol yöntemi olarak görüyorlar. Aileler, pediatristler ve okullar; kilo kontrol yöntemi olarak sigara kullanımından üç ana nedenden ötürü gençleri vazgeçirmeye çalışmalıdırlar: a) sigaranın, kilonun denetim altında tutulmasına bir faydası olmaz. b) sigara içmek zaten zararlıdır c) sigara içmek, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarında gerilemeye neden olur.

Çocuğunuzun aşırı kilolu olabileceğinden endişe ediyorsanız, en yakın zamanda diyetisyene başvurun. Çocuğunuzun boyuna ve kilosuna göre hesap yaparak Vücut Kitle İndeksi (VKİ) adı verilen bir oran bulur, hatta kas ve kemik oranını hesaplayarak ideal rakamıda hesaplayabilir. Kilosunun normal olup olmadığını öğrenmek için bu oran çocuğunuzun yaşına ve cinsiyetine uygun olan büyüme tablosuyla karşılaştırılır.

Dyt. Özlem Sert Aydın

http://www.ozlemsert.com

Çocuklarda ishal ve beslenme

İshal, emilim ve sekresyonun azalması ile dışkı miktarının, sayısının bozularak yumuşak, sıvı bir görünüm alması ve günde üçten fazla sıvı dışkılama olarak tanımlanmaktadır. Özellikle küçük bebeklerde beslenmelerine göre dışkılamaları da değişmektedir, yenidoğanda günde 3-6 kez, ilk yaşın sonuna kadar günde 2-3 kez olmaktadır.
Bebek ölüm oranının en yüksek olduğu ülkemizde ölüm nedenlerinin başında ishal gelmektedir. Nedenlerine baktığımızda yetersiz beslenme, ek besinlere çok erken veya geç başlanması, aşırı beslenme, enfeksiyonlar, besin zehirlenmeleri, antibiyotik kullanımı ve metabolik hastalıklar gelmektedir.
İshali olan çocuğa bol su ve sıvı besinler verilmelidir.
Çocuğun ishal sırasında uygun besinlerle beslenmesi belirtileri de azaltacaktır.
Aşırı kusma veya bilinç kaybı yoksa çocuk muhakkak beslenmelidir.
Çocuğa ORS..oral rehidratasyon sıvısı.. verilmelidir. Her dışkılamadan sonra 2 yaşından küçük ise 50-100ml, 2 yaşından büyük ise 200ml.
Dünya Sağlık Örgütüne göre ORS karışımının yanı sıra evde hazırlanacak tuz ve şeker karışımı solüsyonda tedavide kullanılabilir. 1 lt. kaynatılmış ve ılıtılmış su içerisine 1 çay kaşığı yemeklik karbonat, 1 çay kaşığı tuz ve 8 tatlı kaşığı şeker ilave edilerek hazırlanabilir.
ORS’nin yanı sıra çocuğa kaynamış su, açık çay, tuzlu ayran, meyve suyu, yoğurtlu pirinç çorbası verilebilir.
Bebek anne sütü alıyorsa anne sütünün enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinden dolayı emzirilmelidir. Bebek inek sütü ile besleniyorsa, süt ilk 2 gün yarı yarıya sulandırılarak verilmelidir.
Bebek ek besinlere başlamışsa pirinç lapası, patates püresi, potasyumdan zengin meyve suları, ayran, yağsız et, acısız tarhana çorbası verilebilir.
Şeker ve şekerli yiyecekler osmolariteyi artıracağından ve barsaklarda patojen..hastalık yapan.. bakterilerin çoğalmasına neden olacağından verilmemelidir.
Pirinç içeriğindeki su tutucu özelliği olan glisinden dolayı dışkı sayısını azaltacaktır.
İshal süresince çocuğa çiğ sebze ve meyve, besin değeri olmayan çok sulu çorbalar..şehriye gibi.., kepekli tahıllar, kepekli ekmek, acılı yiyecekler, yağ içeriği yüksek besinler verilmemelidir.
Besinler 3-4 saatte bir, zorlanmadan ve iyi pişmiş olarak verilmelidir.
İshalden korunmak için;
İçme suyuna dikkat edilmelidir, su kaynatılmalı ve ılıtıldıktan sonra verilmelidir. Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalıdır. Yemekler dışarıda bekletilmemeli muhakkak buzdolabında saklanmalıdır. Yiyecekler hazırlanmadan önce, tuvaletten sonra, bebeğin bezi değiştirildikten sonra muhakkak eller sabunla yıkanmalıdır. Hijyen kurallarına dikkat edilmeli ve ailecek uyulmalıdır.

Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

Çocukta Zeka Gelişiminde Beslenmenin Etkisi

Çocuklarda beyin gelişimi gebelik döneminde başlar ve 7 yaşa kadar şekillenir. Zekanın %70-80 lik bölümü bu yaş aralığında oluşur. Doğumdan sonraki dönemde genetik ve çevresel faktörler dışında beslenmenin etkisi büyüktür. Yapılan araştırmalar sosyo ekonomik seviyesi düşük, yetersiz beslenen çocukların zekalarının da düşük olduğunu göstermektedir. Bu geri dönüşü olmayan bir süreçtir, bu nedenle anne ve babalar çocuklarının beslenmesine dikkat etmelidirler.
 Anne sütü
Bebek doğar doğmaz ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelidir. Genel olarak anne sütü beyin gelişimi için ilk 6 ay için ideal bir besin kaynağıdır fakat 6 aydan sonra ek gıdalara başlanması gerekir. Anne sütü ile beslenen çocukların, mama ile beslenen çocuklara göre zeka seviyeleri daha yüksek olduğu bilinmektedir.
B vitamini
Beyin fonksiyonlarının düzenli çalışması ve öğrenme yeteneğinin gelişmesi için B vitamini içeren et, balık, süt-yoğurt, yumurta, soya fasulyesi, mercimek, yulaf, pirinç, yeşil yapraklı sebzeler yeterli miktarda tüketilmelidir.
Omega-3
Omega-3 yağ asidi zeka, hafıza gelişimi için özellikle 1 yaşa kadar mutlaka alınmalıdır. Bu dönemde bebeğin alabileceği en güzel omega-3 kaynağı ise anne sütüdür. Daha sonraki dönemlerde ise beslenmesinde haftada en az 2 kez balık tüketmelidir. Balığın yanı sıra ceviz, badem, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu yağı, marul, lahana, brokoli ve yeşil yapraklı sebzelerde omega-3 ten zengin besinlerdir.
Demir
Demir eksikliğine bağlı kansızlık çocuklarda hem büyümeyi hem de zeka gelişimini önlemektedir. Çocuları demir eksikliğinden korumak için yine ilk 6 ay anne sütüyle beslenmesi gerekir. Yumurta sarısı, et, balık, ciğer, yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, fındık ta bulunur.
İyot
İyot vücut tarafından çok az ihtiyaç duyulan ama yetersizliğinde büyüme ve gelişmeyi , beynin normal çalışmasını negatif etkileyen bir mineraldir. Çocuklarda zeka geriliğinin nedenlerinden biri de iyot yetersizliğidir. Yemeklere iyotlu tuz kullanımı bu durumu önleyecektir.
Fosfor
Vücuttaki bütün hücrelerde bulunan fosfor, kemik, diş, kalp ve böbrek fonksiyonlarının yanı sıra beyin gelişimi için oldukça önemlidir. Gebeliğin son 3 ayı ve doğumdan sonraki ilk 3 ayda etkisi büyüktür. Balık, süt ürünleri, et ve kurubaklagillerde bulunur.

Çinko
Proteinlerin enerjiye dönüştürülmesi için ve özellikle zihinsel gelişimde önemli yere sahiptir. Deniz ürünleri, et, karaciğer, fındık, ay çekirdeği, süt ve yumurtada bulunur.

Çocuğunuzun okul çağında öğrenme problemleri yaşamaması, yaşıtları ile ilişkilerinin sağlıklı olması, fizyolojik ve psikolojik gelişiminin tam olması için beyin gelişimi önemlidir. Beslenmelerine dikkat etmenin yanı sıra onlarla ilgilenmek, sevdiği şeyleri yaparken yanında olmak, oyun oynamak, gezmek, hatta beraber alışveriş yapmak bile bilişsel gelişimlerini daha sağlıklı kılacaktır.

Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız